Milliyetsiz Milliyetçilik

0imza

Herkese: Milliyetsiz Milliyetcilik

Lisedeyken milliyetçilik akımına katılanlardandım. Hakikaten, samimi güzel düşüncelere sahiptik. Hem de hiçbir siyasi partinin akımına kapılarak bu işi yapmamıştık. Mesela bir kere olsun ocak diye tabir edilen MHP’nin Küçük Polat yetiştirme merkezlerine katılmadım. Amacım daha büyük, kendine güvenen bir Türkiye düşüncesiydi. Diliyle, ırkıyla, milletiyle, askeriyle devletler arası muvazenede en büyük olmak için, tüm çevremizi bu bilinçle donatma düşüncesiyle, okulda gırtlak patlatıyorduk. Tabii doğal olarak etkilendiğimiz bilim adamları vardı. Kimlerdi bunlar, mesela, Oktay Sinanoğlu’nun kitapları bizi çok etkilemişti. Ama şimdiki düşüncem doğrultusunda bu adamın o kitapları yazabileceğini hiç zannetmiyorum. Bugün ki komplo teorisyenlerine taş çıkaran bir görüşe sahibim ki hiç meraklanmayın yazımın sonunda açıklayacağım. Neyse Oktay beyin kitaplarıyla meşhur nev york rüyasını öteye beriye anlatarak geçinirdik. Tabii gittiğim okulda asılı olan ingilizce deyim atasözü gibi yazılarla süslü panolara arkadaşlarla saldırımız ilk etkin eylemimizdi. Bir öğle arasında okulda ne kadar ingilizce panosu varsa hepsini sökmüş atmıştık. Ardından tabii bu iş anlaşılınca İngilizce hocasıyla çatışmıştık. Neyse sonradan okulun etrafını Türkçe güzel sözlerle döşemiş. Ve bir Milli Dil bilincine kendimizi kaptırmış gidiyorduk. Allaha şükür çevremizde bizi kullanacak bir siyasi parti gurubu yoktu. Çünkü öyle bir hal almıştık ki neredeyse faşizanlığa doğru gidiyorduk. Birde unutmadığım Sertap Erener’in İngilizce şarkıyla kazandığı Eurovision yarışmasından sonra etrafımıza bu kadının hain olduğundan bahsedip milliyetçilik derecemizin doruklarını yaşıyorduk. Neyse ki Hukuk fakültesine başladım ve Özgürlükçü Demokrasi imdadıma yetişti.Ve Benim kabuğumu kırmamı sağladı. Öyle ki bu yazıyı yazarken Sertap Hanımın yarışmayı kazanan şarkısını dinliyorum. Hatta şu an eski halime inat Orhan Pamuk’un edebiyat zaferini ayağa kalkarak alkışlıyorum.

Biz gençler lisede Demokrasinin tadını alabilseydik. Maceraya girişmeden o yaşlarda daha faşizan bir Türkiye yerine daha demokratik bir Türkiye diye düşünseydik herhalde, bugün ki demokrasi koşullarında Avrupa’nın en saygın demokrat ülkesi olurduk. Ama şartlar bizi buna maalesef götürmüyor. Yukarıdaki hayat hikayemi laf olsun diye yazmadım. Bunun ışığında Türkiye’nin her köşesine gideceğim. Mesela bir Kürt vatandaşımda benim gibi faşizan yetişiyor. Kürt faşizanı gibi onun gözünde, ben bu ülkenin ağasının oğlu. O ise ezilen ve mağdur biri olarak onur ve gururu için savaşan özgürlük savaşçısı.Benim gözümde o ise terörist ve bu ülke için ortadan kaldırılacak bir hedef. Tabii ikimizde yanlış düşünüyorduk. İkimizde kandırılmıştık. Çanakkale savaşında dedelerimizin birlikte savaştığını bize kimse söylememişti ki, biz sadece kendi ideolojimiz için mücadele eden birer askerdik. Kürt milliyetçiliğinin içi ne kadar boşsa, Türk milliyetçiliğinin içide maalesef o kadar boştu. Bizler milliyetçiliğin nasıl yapılacağını bilmediğimiz için kız arkadaşına yan bakan birini dövmek için ülkü ocağına ve kız tavlamak için devrim ocaklarına katılıyorduk. Bu bir oyundur. Oyundur ama bunu anlatan sana “devlet baba” olunca inanmamak kaçınılmaz oluyordu. Bu oyuna düşmemek kaçınılmaz oluyor. Genelkurmay başkanları yanlış yaptıklarını ne kadar itiraf etseler de, yapılan cahillik tarih sayfalarında yazılıydı(MEB in resmi tarih kitabı değil, milletin sinesindeki tarih sayfaları). Belki üniversite okumasaydım bugün yine aynı faşizan görüşlere sahip olacaktım.

Bugün Ogün Samastlar nasıl çıkıyor diye ortalık da sorular soracağımıza, medyanın pohpohu ile piyasaya çıkan gayri milliyetçilerin, bizlere milliyetsizlik sunmalarına karşı gözü açık olmalıyız. Türk’ün Kürt’le birlikte olduğu bir Türkiye’de yaşamaktan mutlu olmak varken, neden dağa çıkıp nice canları yok edip daha babasına baba diyemeyen bebeleri babasız bırakayım ki, özgür ve demokratik Türkiye varken neden, Hrant’a kahpece kurşunlar yağdırayım ki, işte tüm bunların cevapları gençliğimizde yatıyor. Nitekim o nedenler cevaplanmaya başlayınca kan durmuyor.

Irk Milliyetçiliği pompasının bugün ki temsilcileri olan ulusalcı şaklabanları her gördüğümüz yerde toplumun dışına atalım. Ve böylece onlara uzlaşmanın ve kardeşliğin ne kadar önemli olduğunu gösterelim. Evet, işimiz zor. Devlet bu çakal yavrularının arkasında ama olsun bizler Büyük Türkiye hayaliyle yanıp tutuşan insanlarız. Gayri milliyetçilik akımını ulusalcılık adı altında Türkçe gibi bizi biz yapan ulus dilimizi kullanarak alt yapısını oluşturup soldakileri Doğu Perinçek’le, sağdakileri Kemal Kerinçsiz’le, cahil dincileri Haydar Baş’la zehirlemeye çalışanların önünü kesmeliyiz. Enteresandır. Ulusal çevre müthiş bir gazete kuşatması içinde. Tüm Türk basını bunu iyi okuyup bu duruma bir dur demelidir. Yoksa zavallı gençlerimizi, “ASLANIM” diyerek kandıran, bu serseri yığını, bir gün demokrasiyi savunduğunuz için sizin karşınıza çıkartır. Ve silahından size ölüm yağdırabilir.Öteki taraf da keşke demek ahmaklıkdır. Gelin birlikte bu vampirlerle savaşalım. Gençlere insan milliyetçiliği ekelim.Onlara tohum olarak sevgi tohumu ekelim. Saygıyı, sevgiyi ekelim. Ekelim ki, dünya karşımıza geçip saygıdan, kibirli başını bir kez olsun eğmek zorunda kalsın. Ülkemden, Osmanlı’nın bize miras bıraktığı çok kültürün cenazelerinin kalkmadığı bir ortamı, Cenabı Haktan dilerim.

KRALIYET, Sonsuza yazmış | Siyaset | 19 Şubat 2008 | 111 okuma.

Bu nota henüz kimse yorum bırakmamış.

Yorum Ekle

Yorum ekleyebilmek için üye olmanız gerekiyor!
Üye iseniz lütfen giriş yapın, değilseniz hemen üye olun!