1imza
Herkese: Bilimden anladığını zanneden fakat hiçte anlamayan ve de mukaddes değerlere dil uzatmayı ilericilik ve çağdaşlık adını veren,sıkıştıklarında Atatürkçü,kemalist olan güruhlar!..Din eğitimi almadan adam gibi adam nasıl olunur, onu bana hemen yazınız.Güzel ahlak kavramı ve şehitlik ruhu ateizm de nasıl olur. Ateistler zaten din düşmanıdırlar. Bunlar geberince şehit mi olurlar.! Kafaları köhne zihniyetli olanlar bu ülkeye yaranamazlar.DİYECEĞİM O Kİ; DİNE VE MUKADDESATA SALDIRMAYINIZ. YOKSA SİZİN CENAZE NAMAZINIZI KILAN KALMAZ
Terakkiperver, Sonsuza yazmış | Eğitim | 27 Şubat 2008 | 432 okuma.
Kimsenin "mukaddes" değerlerine dil uzattığım yok, ilericilik ya da çağdaşlığın tek kriteri olarak dini görmem. Fakat öğretilen tarihe göre bile din tarihin birçok döneminde hep "gericiliğin" sembolü olmuştur. Köleliği onaylaması gibi, engizisyon mahkemeleri gibi, çok eşlilik örneğinde de olduğu gibi kadını ikinci sınıf insan olarak görmesi gibi. Saydıklarım dinler arasında farklı nüansları olabilecek şeyler. Fakat sanırım anlatmak istediğimi anladınız.
"Adam gibi adam" kriterleriniz nedir bilmiyorum. Kimsenin böyle bir tanıma kesin kriterler koyabileceğini de sanmıyorum. Bana göre eğitim insan yaşamında oldukça önemli bir yere sahiptir. Bunun içerisine dini eğitim girse de olur girmese de. Fakat kendisi inanmasa da inananların neden inandığını anlaması için bir insanın din eğitimi almasında sakınca yok bence.
Kendi adıma din düşmanı falan değilim. Zira inanan birçok arkadaşım var. Herhangi bir şeye inanmamak ona düşman olmayı gerektirmez. Fakat yazım tarzınızdan anladığım kadarıyla sizde bir "dinsizlik düşmanlığı" var. Ben bu ülke tarihinde sadece dine inandığı için baskı gören, cezalandırılan birilerini hiç hatırlamıyorum. Fakat inanmadığı, dini gerekleri (oruç tutmak, namaz kılmak vd.) yerine getirmediği için açık/gizli baskı gören, cezalandırılan pek çok insan biliyorum. Yani ortada bir düşmanlık varsa bu daha çok inananların inanmayanlara düşmanlığıdır.
Türk Dil Kurumu'na göre gebermek, "Kötü bir biçimde ölmek" demekmiş. Şehit olmak için ise, "ülkesi, ülküsü veya inancı uğrunda savaşırken ölmek" deniyor. Yani eğer "ateist" biri bile olsa ülkesi, inancı veya ülküsü uğruna gebermişse (yani kötü bir şekilde ölmüşse) şehit oluyor evet.
Dininize saldıranlara karşılık vermek sizin en doğal hakkınız elbette. Fakat birileri bunu yapıyor diye herkese kafa tutmak pek akıllıca değil. Benim için birilerinin cenaze namazı kılıp kılmaması zerre kadar umrumda değil.
hiristiyan ol, protestan ol, git yahudilerden ol ama yeterki Allah'a inanan bir din'den ol.
Bu arada peseden "koskoca" (bitişik yazılır) "bilim adamları" (ayrı yazılır) kimmiş hakikaten merak ettim. Herhangi bir şekilde açıklama yapıp, "Ben pesettim, artık Allah veya Tanrı'ya inanıyorum" diyen bilim adamları varsa gerçekten öğrenmek isterim.
Son olarak benim dine falan ihtiyacım yok.
Zerre kadar umrumda degil diyor, e olmasin saten ne isim olur Allahsizla
Son soz olarak bizim dinimiz anlayi$ dinidir arkada$lar.. Lutfen siz Allah'in hidayete erdirmek istemedigi ki$iye yol gosteremezsiniz...Hele ki bu tarz gibi konu$malarla kimseyi de dine getiremez yalnizca onu sogutursunuz...SaYgILaR
Herseyi bilen, hic yanlis yapmayan, mükemmel bir hayat suren sadece sizlersiniz. Türkiye sizin, sizin dedikleriniz olacak. degilmi?
Not: bu arada bir önceki yorumumda Big Bang olacakti yanlis yazmisim. (aydin'in biri cikip onuda düzeltmeden ben yazim dedim).
Isteyen Allah'a tapar isteyen istedigini sever ya da sevmez..Ben kimseyi du$uncelerime katilmaya zorlamadim zorlayamam da.. Bu yuzden de sana ya da kimseye yonelik geri kafali saygisiz gibi ifadeler kullanmadim. kimseyi bi$ey ilan ettigimiz de yok uzerine alinma;) Mukemmellik ise Allah'a aittir $ahsen ben de mukemmel oldugumu iddia etmedim:) Turkiye'de bizim dediklerimiz olmayacak bu diger bir duzeltmedir..Bu dunyada Her zaman iyiler ya da hakli olanlar kazanmiyor:) obur dunyada ise zerre kadar haksizlik yok..
i$te bunu bilmek insana yetiyor...
Teblig.!..O kadar du$unen varsa bu ateistler nolcak diye dualarini arttirsin madem ... Kimse kimsenin gunahini yuklenmez sonucta.. Herkesin ici rahat olsun.. Allah'in hikmeti;bilgisi her$eyi ku$atmi$tir..
Ben bana hakaret ettiğini söylemedim (aslında bir şekilde var ama amacının bu olmadığını düşünerek es geçiyorum). Fakat yazında hem hakaret hem de aşağılama var. Bir kere "bari bunlardan ol" demenin kendisi başlı başına aşağılamadır. "Şerefsiz Yahudiler" ise basbayağı küfürdür. Hristiyan, Protestan (Böyle bir din yok tabii, Protestan Hristiyanlık var) ve Yahudilere dönük bir aşağılama ve hakaretten bahsetmek istemiştim.
"Big Bang"i elbette biliyorum. Fakat bunun sorduğum sorunun yanıtı olduğunu hiç sanmıyorum. Sorum gayet açıktı, bir kez daha bakabilirsen sanırım sen de farkedeceksin.
Düzeltmelerime gelince... Bu sana özel bir durum değil. Her fırsatta Türklükleriyle övünmeyi ihmal etmeyen birçok insan sözkonusu dil olunca zerre kadar özen göstermiyorlar. Ben de aşırıya kaçmadan, konuyu değiştirmemek koşuluyla arada hatırlatmalar yapmaya, yanlışları düzeltmeye çalışıyorum. Bunu sen yapsaydın sanırım ben teşekkür ederdim. Bu arada aydın falan değilim, sadece Türkçe'yi düzgün kullanmaya çalışan biriyim.
Sevgili Gizem,
Konuşma olmasa da yazışma fırsatımız var. Fakat sözkonusu din gibi birkac sayfaya sığdırılamayacak bir konu olunca elbette yazmak pek bir işe yaramayabiliyor. Ne diyelim, belki bir gün...
Bu arada, sanırım Türkçe harfleri olmayan bir klavye kullanıyorsun. Yine de ben olsam "ş" yerine "$" kullanmayı tercih etmezdim. Malum çok "soğuk" bir karakterdir "$".
Yönetici notu: 'Şerefsiz' tarzı yazılarınıza devam etmeniz halinde üyeliğinizi askıya almak durumunda kalacağımızı üzülerek bildiriyoruz. Amaç burada fikirlerin konuşmasıdır, küfürlerin değil.
Böyle devam edin... Ama ben yine de birkaç şey yazayım. Ateizm Karl Marx ve Charles Darwin'den çoook daha önce vardı. Karl Marx ve Charles Darwin dünyada ve tarihte "beyinsiz" denilebilecek en son insanlardandır. Her ikisi de tarihin akışını değiştiren düşünce ve fikirlerin sahipleridir.
Stalin, Lenin ve Mao'nun "durduk yere" katlettiği milyonlarca insanı ben bilmiyorum. Belki birisi sayı, yer ve tarih vererek aydınlatır bizi.
Komünizm alternatif bir din falan değildir. Dolayasıyla müslümanlığın alternatifi de değildir. Yani dine inanan biri de komünizmi savunabilir. Aynı şekilde dine inanmayan biri de komünizmi savunmayabilir.
Allah'ın patentli bir kelime olduğunu hiç sanmıyorum. Kur'an da dahil bir yerlerde "Allah'a inanmayanlar Allah kelimesini kullanamazlar" gibi bir ibare olduğunu da sanmıyorum. Bu hakkı kim veriyor/alıyor?
"Anne karnındaki çocuktan sokaktaki yaşlıya, sokaktaki köpekten ağıldaki koyuna kadar tümü sizin köleniz olarak rabbinizden size bir nimet olarak sunulmuştur.... Şimdi size vadettiğim ülkelere gidin... size hizmet etmeyenler olursa onları ve soylarını yok edin. Bu Yahova'dan size emirdir. " "onların herşeylerini tamamen yok et, ve onları esirgeme; erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür..."(I. SAMUEL BAB: 15 AYET: 3) "Ele geçen her adamın gövdesi delik-deşik edilecek ve tutulan her adam kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek" (İŞAYA BAB: 13 AYET: 15 S: 683)
Umarim bu notum da silinmez, küfür yada asagilayici bir yorum oldugunu düsünmüyorum.
Aciklamaniz icin tessekür ederim editör...
harun yahya ateizmin çıkış noktasının seküleritesini şöyle açıklıyor:
bundan beş bin yıl kadar önce. ortadoğunun verimli topraklarını içine alan mezapotomya ovasına putperest kavimler hakim. bu putperes kavimler evrenin ve canlıların kökeniı hakkında bazı batıl inançlar ve efsanalere sahipti..işte bu efsanelerden biri evrim fikriydi. sümerlerden kalan eruma iriş adlı yazıtta anlatıldığına göre canlılık önce suyun içinde kendi kendine doğmuş sonrada canlı türleri birbirlerinden evrimleşmişti. evrim efsanesi daha sonra başka bir putperest medeniyet olan eski yunan'da yer buldu. o dönemde kendini materyelist olarak gören bazı filozoflar sadece maddenin varlığını kabul ediyor, maddeyi yegane varlık sayıyorlardı.. sümerlerden miras kalan evrim efsanesi ise sadece canlıların nasıl oluştuğunu açıklamak niyetiyle çıkmıştı..
böylece mataryelist felsefe ve evrim efsanesi eski yunanda birleşti.. oradanda roma kültürüne taşında
putperest kültürlere ait bu iki kavram modern dünyanın gündemine 18 yy da girdi. eski yunan kaynaklarını inceleyen bazı batılı düşünülürler materyalizmi benimsediler bu düşünürlerin ortak yönü din alayhtarlığı idi. ünlü materyalist baron dobrah'ın doğanın sistemi adlı kitabı ateizmin temel kaynağı sayılıyordu..
bu atmosfer içerisinde evrim teorisini ilk kez detaylı olarak ele alan kişi fransız biyolog lamarck oldu.. lamarck geçersizliiğini sonradan anlaşılacak teorisinde tüm canlıların yaşamları boyunca ufak değişimlerle birbirlerinden evrimleştiklerini öne sürmüştü. lamarc'kın iddasını biraz daha farklı bir biçimde tekrarlayan kişi ise cahrles darvindir. darvin, teorisini ingeltere'de yayınladığı ''türlerin kökeni ''adlı kitabında ortaya koydu. kitabında eski sümerlerden gelen evrim efsanesini detaylı anlatmıştı(o günün anlayış şartlarına göre fikri masturbatörlerle bezeliydi). tüm canlı türlerinin suyun içinden tesadüfen doğan ortak bir atadan geldiğini ve tesadüfen gerçekleşen küçük değişimlerle birbirlerinden farklılaştığını iddia ediyordu,(acaba su'dan başka bir varlık yokmu?- en azından topraktan yaratılmak daha mantıklı geliyor- teorinin hayal ürünü olduğu diğer dünyaları uzayı, kaniatı, tanımadıkları anlamına geliyor). darvinin bu iddiası herhangi bir bilimsel dayanağa dayanmıyordu bu yüzdende dönemin bilimadamları arasında yaygın bir kabul görmedi. özellikle fosilbilimciler darvinin iddiasının bir hayal ürününden başka bir şey olmadığının farkındaydı.
fosil kayıtları darvinin iddia ettiği gibi canlıların ilkelden gelişmişe doğru bir evrim süreci geçirmediğini ortaya koyuyordu. yüzmilyonlarca yıl önce yaşamış canlılar bile bu günkü benzerleriyle aynı gelişmiş ve komplex yapılara sahipti. darvinin hayal ettiği gibi aray geçiş formlarından yani iki tür arasında geçiş sağlıyacak yarım canlılarındansa fosil kayıtlarında eser yoktu. ilerleyen yıllarda teorinin diğer iddialarıda bir bir çürüyecekti. biyokimya canlılığının darvinin iddia ettiği gibi tesadüfen ortaya çıkamıyacak bir komplexe sahip olduğunu gösterecekti. değil bir canlı hücresinin hücredeki en basit bir protein molekülünün bile teasüflerle meydana gelmesinin matematiksel olarak ihtimal dışı olduğu hesaplanacaktı. anatomi canlıların üstün bir tasarıma sahip olduklarını ve ayrı ayrı yaratıldııklarını ortaya çıkaracaktı. kısacası darvinin teorisini bilimsel dayanagı yoktu. ama teori kendine siyasi dayanaklar bulmakta geçikmedi çünkü teori 19 yy hakim güçlerine bulunmaz bir fikri temel sağlıyordu. kısacası tehizme (Allah inancına) aykırı bir felsefe olarak ortaya çıkmış hayal mahsulu bir teoridir.
Buyrun size evrim teorisine bakış üzerine bir bilgilendirme:
"Tartışmalarda sıkça ortaya konulan konulardan bir tanesi evrim kuramının bilimsel statüsüdür. Bu konu, eğitim, din, felsefe, bilim ve politika bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde Hristiyan cemaat ve lobilerin öncülüğünde gündeme gelmektedir. Fakat diğer ülkelerde, eğitim ve politikaya uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin savunucuları tarafından da gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını destekleyen reddedilemez kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek derecede bir bilimsel konsensüs olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda okutulmasının devamına karar verilmiştir.
Bilimsel camianın büyük bölümü, biyoloji, paleontoloji, antropoloji ve diger disiplinlerdeki görüngüleri açıklayan yagane kuramın Evrim Kuramı oldugunda hemfikirdir. 1987 de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına gore Amerika'daki doğa bilimleri alanında 500,000 bilim insanından yaklaşık %99.85'lik bir bolümünün evrim teorsini desteklediği ortaya konulmuştur. Evrim-yaratılış tartışmalarında uzman konumunda olan Brian Alters, doğa bilimleri alanlarında çalışan tüm bilim insanlarının %99.9'unun Evrim Kuramı'nı desteklediğini belirtmiştir. Benzer şekilde, dünyanın değişik ülkelerindeki bilimsel çevreler defalarca Evrim Kuramı'nın bilimsel olduğuna ilişkin bildiriler yayınlamıştır[3]. 1987 yılında Amerika'daki biliminsanları arasında yapılan bir araştırma, 480.000 bilim insanından sadece 700 bilim insanının yaratılışçı ve benzeri açıklamalara itibar ettigini, ya da Evrim Kuramı'na karşı şüphe duyduğunu göstermiştir. Ve bu 700 (%0.158) bilim insanından sadece küçük bir bölümü doğa bilimleri alanında akademik çalışma yapmaktadır [4]. Son yıllarda yapılan benzeri karşılaştırmalar, Evrim Kuramı'nı bütünü ile reddeden ya da ona karşı şüphe duyan bilim insanlarının oranının yaklaşık olarak %0.054 civarında olduğunu göstermiştir. Karşı çıkanların %75.1'i biyoloji dışındaki bilim dallarında çalışmaktadır.
Yaratılışçıların bilimsel konsensüs konusundaki iddialarını çürütmek icin Amerika Ulusal Bilimler Akademisinin başlatmıs olduğu Steve Projesi [5] bu konuda verilebilecek iyi bir örnektir. Bu projenin amacı, isminde sadece Steve geçen bilim insanlarının kaç tanesinin Evrim Kuramı'nı desteklediğini ortaya koymak. Ortaya çıkan liste (Steve-o-meter) çoğunluğu biyoloji dallarında çalışan bilim insanlarını sıralamakta ve her türden yaratılışçıların, akıllı tasarımcıların (Yeni Yaratılışcı) yayınlamış oldukları listeden daha kalabalık olduğunu göstermektedir. Bilimsel konular, elbette kimin listesinin daha uzun olduğu temelinde tartışılmamalıdır, fakat dünyada bilim dünyasında bir çelişkinin olmadığını, tam tersine çok güçlü bir konsensüsün olduğunu göstermesi açısından güzel ve eğlendirici bir örnek olarak kabul edilmelidir." (Tamamu şurada: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim_Kuramı)
Bu sadece Harun Yahya'nin söyledigi birsey degil, peygamberlerin hayati ve kuran mucizeleri vcd paketindede evrim teorisinle ilgili belgeseller vardir. Orda görüntülü cok daha iyi anlatiliyor hersey.
Sen kafana koymussun birkere Allah yok diye, ne desem bos.
http://www.youtube.com/watch?v=I3rCMX53Cnw
bir kez daha ALLAH a inanların farkını ortaya koymuşsun aynen katılıyorum...
İnsanlığa hitap eden din (İslâmiyet) ateistlerin düşündüğünün aksine ne bir ideoloji, ne sadece ekonomik ve politik bir yapı, ne de felsefî bir dünya görüşüdür. O evreni ve canlıları kucaklayan, bütün insanları insan olmak bakımından hoşgörüyle karşılayan, onları dili, rengi, kültürü, sosyal statüsü, ekonomik durumu, cinsiyeti, nesebi ya da geçmişiyle yargılamayan tek ALLAH inancını savunan, putperestliği yıkan ve yeryüzünde adaleti amaçlayan engin bir inanç sistemi ve hayat düzenidir. Büyüklüğü ve kucaklayıcılığı içerisinde yaşamın her alanıyla ilgili olarak bizlere temel ilkeler sunan, hayatî konularda çözüm yolları öneren evrensel bir değerler sistemidir. Canlılara şefkatle yaklaşılmasını isteyen, insanlar arasında iyiliği ve dürüstlüğü tavsiye eden ve maddi âlemin geçici olduğunu düşündüren bir yaşam tarzıdır. Bu anlamda İslâmiyet herhangi bir teorisyenin zihnine sığacak kadar dar olmadığı gibi, bütün varlığa, tarihe, toplumsal yapıya ve insanlığa idelojilerin yaptığı gibi tek bir ilkeyle yaklaşacak kadar da sığ bir bakış değildir.
Sosyal alanda toplum ve fert dengesini gözeten İslâmiyet, hem ferdin hem de toplumun haklarını koruyan, toplumsal düzenin yanında bireysel hakların da savunucusu olan ilâhî bir dindir. İslâm birtakım ideolojiler gibi toplumla fert arasında uçurum oluşmasına imkân tanımamış, birini diğerine feda etmemiştir. Hukukta adalet ve eşitlik ilkesini esas almış bütün insanların bunlara her koşulda riayet etmelerini tavsiye etmiştir.
İslâmiyet çalışmayı, ticareti, dürüst yollarla para kazanmayı teşvik etmiş, aldatmayı, yalanı, sömürüyü ve borçluyu ezmeyi ise şiddetle yasaklamıştır. Bilimde araştırmayı ve tecrübeyi teşvik etmiş, hurafelerin, bâtıl inançların ve kâhinliğin şiddetle karşısında yer almıştır. Yönetimde danışmaya ve seçime önem vermiş, idarecileri de halkın hizmetçisi olarak görmüştür. Halkına zulmeden yöneticilere, krallara, sultanlara, diktatörlere lânet okumuş, onları müşfik ve merhametli olmaya çağırmış yönetimde yaşlı, yoksul, kimsesiz ve zayıfların kollanmasını tavsiye etmiştir.
İslâmiyet her türlü egoizmi ve ırkçılığı reddetmiş, bu amaçla öldürmeyi ve zulmetmeyi reddetmiş, bir başkasının canına, malına, ailesine, inancına ve özel yaşamına müdahale edilmesini de yasaklamıştır. Müslümanlara, müslüman olmayanların inançlarına da saygı göstermelerini ve kesinlikle bir başkasının inancına kötü söz söylememesini tavsiye etmiş, kimseye de inanç konusunda baskı yapılmamasını öğütlemiştir.
İslâmiyet günlük ibadetin temiz olan her yerde yapılabileceğini belirtmiş, bu iş için herhangi bir mekân şartını koşmamıştır. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi belli şekil ve zamanlarda yapılması zorunlu olan ibadetlerde dahi insan vücudunun ve psikolojisinin yapısını göz önünde bulundurmuş, hastalık, bilgisizlik, tehlikelidurum, çocukluk, yaşlılık, unutkanlık vb. durumlarda kimseyi sorumlu tutmamıştır.
İslâmiyet inancın kul (insan) ile ALLAH arasındaki bir mesele olduğunu belirtmiş bu konuda olumlu ya da olumsuz dış müdahaleyi yasaklamıştır. Âlimlere büyük önem vermesine rağmen, onlar dahil olmak üzere kimsenin ALLAH adına söz söyleyemeyeceğini ve insanlara dayatma yapamayacağını ifade etmiş, hıristiyanlıkta görüldüğü gibi ruhban sınıfına da (klerikal yapılanma) imkân tanımamıştır.
İslâm ibadetlerde dahi insanla ALLAH arasına kimsenin giremeyeceğini belirtmiş, insanlar arasında hiçbir kimsenin bir diğerini cennete ya da cehenneme gönderme yetkisinin bulunmadığını ifade etmiştir. Din âlimi dahi olsa kimsenin din adına affetme ya da ceza verme durumunda olmadığını söylemiştir.
İslâmiyet ibadetlere büyük önem vermekle birlikte insanların bunların eksikliğinden dolayı ümitsizliğe ya da karamsarlığa kapılmalarını da iyi görmemiş bir an önce bu tür insanların kendilerini toparlamalarını tavsiye etmiştir. İslâmiyet çeşitli gerekçelerden dolayı alkol, uyuşturucu ve kumar gibi alışkanlıklara kapılanların da kendilerini bırakıp, dinden uzaklaşmamalarını istemiş, zor olsa bile bu tür alışkanlıkların tedrîcen sona erdirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. İslâmiyet ümitsizliği de yasaklamıştır. Geçmişi ve yaptıkları ne olursa olsun bir insanın ALLAH'ha dönebileceğini ve yaşamın her safhasının da bu iş için güzel bir fırsat olduğunu ifade etmiştir.
Görüldüğü gibi İslâmiyet gerek bireysel, gerek toplumsal ve gerekse evrensel açılardan mutluluğun temini yönünde ilkeler ortaya koymuş, niçin var olunduğu ve nereye gidileceğine dair getirmiş olduğu açıklamalarla insanlara bir vizyon sunmuştur.
Ateizmin ise insanlara bir vizyon sunması ve varlık alemiyle ilgili tatmin edici açıklamalar getirmesi bugüne kadar mümkün olmamıştır. Sadece niçin var olduğumuzla alâkalı olarak değil ayrıca nasıl var olduğumuz ve nereye gideceğimizle ilgili olarak da ateizmin sunacağı bir şey bulunmamaktadır. Doğrusu ateizmden böyle bir izah beklemenin de anlamı yoktur. Çünkü kendisi reaksiyoner bir tavırdır. Sistemli ve ahenkli bir dünya görüşü ortaya koymak yerine dine ve ALLAH inancına karşı eleştirel bir tutum takınmakla yetinmiştir. Ortaya yeni bir şey koyamadığı gibi insanların ufkunu açacak, onlara ümit verecek ve geleceği aydınlatacak bir sistem de sunmamıştır.
Yukarıdaki durum ideolojik ateizm için de söz konusudur. Orada dahi her türlü dayatmaya ve fikrî doğmatizme rağmen tıkanma olmuş ve insanların yeni arayışlara girdiği gözlenmiştir. Hâlâ bir kısım insanların teorik olarak ideolojik ateizmden vazgeçmemiş oldukları gözlense de sonuç itibariyle onların da özeleştiri de bulundukları bilinmektedir.
Her şeye rağmen İslâmiyet bütün sadeleği ve çekiciliği ile insanlığın önünde durmaktadır. Geleneğin ve değişik kültürlerin her türlü olumsuzluğuna rağmen İslâmiyet'in öz kaynakları (Kur'an ve Hz. Peygamber'in dinle ilgili sözleri) bizlere tarihi kaynaklarca ulaştırılmıştır. Görünen o ki geleneğin bizlere sunduğu İslâmla kaynakların bizlere anlattığı İslâm arasında da azımsanmayacak ve küçümsenmeyecek farklılıklar bulunmaktadır.
Özünde barış, kardeşlik, erdemlilik, temizlik, insan severlik ve hoşgörü olan İslâm ne yazık ki günümüzde, olduğundan farklı bir şekilde sunulmuştur. Bütün insanlığa hitap ettiği halde özellikle Ortadoğudaki bazı toplumların gelenek ve kültürleriyle özdeşleştirilen İslâm, kendine en fazla ihtiyaç duyulduğu bir asırda kenarda kalmış ve modernitenin ihtiyaç duyduğu manevi boşluğu doldurmasına müsade edilmemiştir. Bilgisiz ve kaba insanlar yüzünden de bazı çevrelerce kendisinden nefret edilen ve uzaklaşılan İslâm dini her türlü hurafeden, paganizmden, fetişizmden, büyücülükten, miskinlikten ve bilim düşmanlığından uzak olduğu halde gerici bir din gibi takdim edilmiş ve karalanmıştır.
Geleneğin (özellikle son bir buçuk iki asırdır) bizlere sunduğu İslâm karşısında bazı ateistlerin itirazları da doğrusu anlamsız değildir. Her halükârda onların da insan unsurundan kaynaklanan birtakım olumsuzlukları görmeleri ve dinden uzaklaşmaları ihtimal dahilindedir. Nitekim günümüzde de böyle olaylara sıkça rastlanmaktadır. Ancak bunun sorumlusu ne dindir (İslâmdır), ne yaşamı bizlere bahşeden ALLAH, ne de "Birbirinizi sevin. Sevmedikçe iman etmiş olmazsınız..." diyen Hz. Peygamber'dir.(81)
Bu dünyada tuzukuru olan, fakiri ezen,haram helal demeden servetine servet katanlar, envai çeşit zevk-i alemin de yaşıyorlar..Ben de derim ki; bu adi olanlar cennetlik mi?...Garibanın hakkını yiyenlere kim hesap soracak? bu zenginler cennete mi sayılıyor.. Fakir,yoksul,hasta,sakat,biçare olanlar şimdi senin gibi düşünenlere göre cehennemde midir?...
Kur'andan anlamadığın,bilmediğin kesin ortadadır.. Anlamadan bilmeden sakın ahkam kesilme!...KUR'ANI AÇ BAK ŞU SURELERİN AYETLERİNİN ANLAMINI İYİCE KAVRA!..
HADİD SURESİ:AYET;12,13,14,15.
SECDE SURESİ:AYET;11,12,13,14.
MÜ'MİNUN SURESİ:AYET;99 VE 100.
Sadece bunlar değildir... Bu sana yeter...Oku düşün kavra, ve karar ver... İnanmıyorsan ateistsindir vesselam
Terakkiperver kardesim helal olsun, ekledigin yorumlar mükemmel.
Yorum Ekle